2022: Belirsizlik-Kaygı Sarmalı

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Bir tarafta belirsizlik, kaygı, var olanı korumak; diğer tarafta değişim ve geleceğe umut ile bakmayı sağlayacak yeni bir hikâye, yeni bir yönetim vizyonu ve yeni bir toplumsal sözleşme yaratmak… Sancılı olabilecek ama ilginç dönüm noktalarını da içerebilecek bir 2022 bizi bekliyor.

Türkiye, 2021’in sonunda, son dönem yaşadığı savrulmaları tepe noktasına çıkaran bir güne sahne oldu: 16 Aralık sabahı önce dolardaki ani aşırı yükselişi endişeyle izledik. Akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kur Korumalı-Dövize Endeksli Mevduat Hesabı” kararını da içeren önlemler paketi açıklamasını dolardaki çok hızlı düşüş takip etti. 

 

O sabah uçakla Ankara’ya gidecek ve akşam son uçakla dönecektim.

 

Sabah, havaalanında uçağı beklerken dolar hızla yükseliyordu. Uçaktaki herkes belirsizlik ve kaygı içinde durumu izliyordu. Doların yükselişi, konuşulan tek konuydu.

 

Akşam 22:55 uçağına binmek için Ankara’da havaalanına giderken dolar bu sefer düşmeye başladı. Bankalar ve borsa kapanmıştı ama dolar sürekli satılıyor ve düşüyordu.

 

Herkes doların niye hızla çıkıp sonra düştüğü üzerine yorumlar yapıyordu. 

 

Bilimin Bittiği Nokta

 

Uçağımı beklerken bir yandan da yapılan yorumlara kulak misafiri oluyordum. O sırada, Netflix’te, son dönemlerde beğenerek seyrettiğim ve “gerçek sonrası, her şeyin neoliberal metalaşması ve akıl çöküntüsü yaşayan Amerika”nın hiciv dolu eleştirisine yer veren Yukarı Bakma (Don’t Look Up) filmi geldi aklıma.

 

Himalaya Dağı büyüklüğünde bir kuyruklu yıldızın dünyaya çarpması sürecinin Amerika’da başta hükümet nasıl yönetildiğini ve nasıl yaşandığını anlatan film gibiydi yaşadıklarımız.

 

Bilim bitmişti. Gerçek ötesi dönem ve buna dair yorumlar tam anlamıyla başlamıştı. Yüksek riskli siyasi hamleler ve demagoji, ekonomi biliminin önüne geçiyordu.

 

Risk alınarak imkânsız başarılmak isteniyordu: Kazanmak da, büyük kaybetmek de mümkündü. 

 

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Kumarı

 

Türkiye, son dönemde dünyada tek faiz indiren ülke oldu. 

 

Faiz indirildikçe ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu yönde açıklamalar yapıldıkça dolar artıyordu. 

 

Önce ekonomi alanında “Milli Kurtuluş Savaşı” denmiş, olmamış; sonra, “Çin Modeli” denmiş, olmamış; sonra “Türkiye Modeli” denmiş, olmamış, 16 Aralık günü dolar bir anda 18.50 TL’ye yükselmişti. 

 

22 ya da 25 TL olabilir derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları gelmiş ve iki-üç saat içinde dolar 11-10.5 TL’ye inmişti. 

 

Devlet böylece, Cumhuriyet tarihinin belki de en riskli kararını uygulamaya sokmuş, en büyük kumarını oynamıştı.

 

Kaybederse tüm Türkiye, çalışanlar, hepimiz kaybedeceğiz.

 

Kazanırsa Erdoğan, Cumhur İttifakı, 16 Aralık’ta dolar alıp satanlar ve kur korumalı hesaba geçenler kazanacak.

 

Kabul etmek gerekir ki Erdoğan, siyasette oyun kurma kabiliyetini bir kere daha göstererek siyasi ve moral üstünlüğü tekrardan eline aldı. Ekonominin bozulmasını iç ve dış güçlere bağlayan, kurtarıcılığı da kendisine veren siyasi hamleyi başarıyla yaptı. 

 

Muhalefet, bizlerle birlikte şu anda süreci izler konumda. Son dönemde aktif siyaset yapan muhalefet, bu konumu şimdilik Erdoğan’a kaptırmış görünüyor.

 

Dört Önemli Risk Alanı

 

2022 yılına, ekonomide ve siyasette 16 Aralık hamlesiyle siyasi konumunu güçlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurduğu oyunu ve bu siyasi oyunu şekillendiren söylemsel ve eylemsel hamlelerini izleyerek giriyoruz. 

 

Fakat ekonomide ve siyasette oynanan oyunun iktidar açısından ortaya çıkacak ve 2022’de yaşanacak dört önemli risk alanı var:

 

Birincisi, ekonomi dışa bağımlı olduğu için dolardaki hareketlenme küresel ekonomiye, özellikle Amerika’da alınan kararlara bağlı. Ocak ayı başından itibaren küresel ekonomide alınan kararlar doları yukarı çekebilir, bu da oynanan siyasi oyunun maliyetini artırarak halkı daha da fakirleştirir.

 

İkincisi, faizleri düşürme ve kur korumalı mevduat hamleleri başarılı olmayabilir. Bu noktada ilginç bir gelişme Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’yi biraz alaya alan açıklamasıyla yaşandı. 

 

Putin, geleneksel yıl sonu basın toplantısında Merkez Bankası’nın faiz artırımı ile ilgili soruya yanıt verirken, Banka’nın bağımsız bir politika izlediğini ve faiz artırımı dahil tüm aygıtları dikkatle kullandığını vurgularken, bu yaklaşımın doğruluğunu Türkiye’ye yaptığı gönderme ile ifade etti: “Ama bu yapılmazsa, Türkiye’nin yaşadığı sorunu biz de yaşayabiliriz… Sonumuz Türkiye gibi olabilir… Bu (enflasyon-faiz ilişkisi) ciddi bir sorun ve zorluk… Bu size garip gelebilir ama Merkez Bankası’nın işine karışmam.

 

Üçüncüsü, halk TL’ye ve kur korumalı mevduat hamlesine güvenmeyip dolara yönelişini devam ettirebilir. Bu, yapılan hamlenin halk tarafından istenilen derecede satın alınmadığı anlamına gelir.

 

Dördüncüsü, yapılan hamleler enflasyonu, hayat pahalılığını ve işsizliği düşürmez ki bu güçlü bir olasılık. Bu durumda Cumhurbaşkanı’nın siyasi ve moral üstünlüğü kısa dönemli olur, muhalefet tekrardan gündemi belirlemeye başlar. 

 

Bu dört riski hem Erdoğan hem halk iyi biliyor. 

 

Bu nedenle halk, büyük ölçüde, 2022’ye belirsizlik-kaygı duyguları içinde giriyor ve yeni yılı bu duyguyla yaşayacak gibi görünüyor.

 

Bu anlamda 2022, halk ve geniş kitleler için belirsizlik ve kaygı duygularının güçlü olduğu bir risk yılı olarak geçecek.

 

2022 Seçim Yılı mı Olacak?

 

Erdoğan da bu risklerin farkında. Bu nedenle her ne kadar “seçimler zamanında, 2023’te yapılacak” dese de 2022, seçim yılı olabilir. 

 

Belirsizlik ve kaygı, yaklaşan seçimler konusunda da yaşanıyor. Erdoğan’ın yüksek riskli ve maliyetli hamleleri, erken seçim kararını gerekli kılabilir. Bu yüzden erken seçim tartışmalarına son nokta konulamıyor.

 

Bu bağlamda bana ilginç gelen, Japonya’nın önemli bankalarından Nomura’nın yayımladığı Türkiye Raporu oldu (12 Aralık).  Rapor, Türkiye’de çok ciddi bir enflasyon krizi yaşandığı ve krizin Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesine neden olmak gibi ciddi sonuçları beraberinde getirebileceği saptamasında bulunuyor.

 

Nomura Bankası’nın raporu, Erdoğan’ın seçimi kaybetme olasılığının yüksek olduğunu anladığını, bu nedenle de 2022’nin Haziran ayında erken seçim yapacağını ve seçime giderken de kazanmak için asgari ücret artırımı, faiz indirimi, dolar kuruna Merkez Bankası ve kamu bankalarının müdahalesi, dış politika atılımları ve olağanüstü hal ilanı gibi adımları içeren beş boyutlu bir plan yaptığını ileri sürüyor. Bu boyutların ilk üçünün şimdiden hayata geçirildiğini görüyoruz.

 

Gerek Nomura Bankası’nın erken seçim saptamasının New York Times (13 Aralık) gibi ciddi gazeteler, saygın ekonomistler ve muhalefet partileri tarafından da dile getirilmesi, gerek olağanüstü hal ilan etme olasılığının Erdoğan’a yakın ekonomistler tarafından da ortaya atılması ya da İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik teftiş başlatılması, Haziran 2022’de erken seçim yapılamasını, sürpriz senaryolardan biri haline getiriyor.

 

Benzer bir durumu, Libya’dan Suriye’ye uzanan geniş bir yelpazede çıkmaza giren ve savrulma yaşanan Dış Politika alanında da görüyoruz. Belirsizlik ve yalnızlaşma sarmalı 2022’de bu alanı şekillendirecek gibi görünüyor.

 

Ekonomi, seçim, dış politika alanlarının ön planda olduğu, var olanın devamı mı yoksa değişim mi sorusuna yanıt olabilecek gelişmelerin yaşanacağı yeni bir yıla, 2022’ye giriyoruz.

 

İkinci Yüzyılda Nasıl Bir Türkiye?

 

2022, aynı zamanda, Cumhuriyetin ve Cumhuriyet modernleşmesinin yüzüncü yılından önceki son yıl.

 

Tartışmalarımız, “İkinci Yüzyılda Nasıl bir Türkiye?” üzerine de yoğunlaşacak. 

 

Seçim sonuçlarıyla geleceğin inşası hem zamansal hem de siyasi olarak bağlantısal.

 

Bir tarafta belirsizlik, kaygı, var olanı korumak; diğer tarafta değişim ve geleceğe umut ile bakmayı sağlayacak yeni bir hikâye, yeni bir yönetim vizyonu ve yeni bir toplumsal sözleşme yaratmak.

 

Yukarıya bakmayacak mıyız, yoksa bakıp, gerçekleri görüp, yeniyi dünden ders alarak mı inşa edeceğiz?

 

Sancılı olabilecek ama ilginç dönüm noktalarını da içerebilecek bir 2022 bizi bekliyor.

 

Mutlu ve sağlıklı bir yeni yıl dileğimle.     

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.