Sisi İktidarının 10’uncu Yılı: Ekonomik Kriz, Hak İhlalleri ve Bölgesel Gerginlik

Mısır’da Haziran 2014’te yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine başlayan Abdülfettah es-Sisi’nin topluma iki temel vaadi vardı; iki yıl içinde ekonomik refahı sağlamak ve ülkedeki terörü ortadan kaldırmak. Fakat 10’uncu yılda Mısır halkı hızla fakirleşmeye devam etmekte, Sina’daki güvenlik zafiyeti sürmekte ve ülkedeki muhalifler yoğun bir şekilde baskı altında tutulmaktadır.

sisi iktidarı

Mısır, Abdülfettah es-Sisi’nin cumhurbaşkanlığında 10’uncu yılını tamamladı. 3 Temmuz 2013’te seçimle işbaşına gelmiş olan Muhammed Mursi askeri darbeyle görevden uzaklaştırılmış, Sisi Haziran 2014’te yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine başlamıştı. Sisi, cumhurbaşkanı olduğunda belirli bir siyasi programa sahip değildi. Fakat topluma iki temel vaadi vardı; iki yıl içinde ekonomik refahı sağlamak ve ülkedeki terörü ortadan kaldırmak. Fakat 10’uncu yılda Mısır halkı hızla fakirleşmeye devam etmekte, Sina’daki güvenlik zafiyeti sürmekte ve ülkedeki muhalifler yoğun bir şekilde baskı altında tutulmaktadır.  

 

Sisi, katılım düzeyinin yüzde 40 dolaylarında olduğu 2014 ve 2018 yıllarındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini ezici çoğunlukla kazansa da hem katılımın oldukça sınırlı düzeyde kalması hem de potansiyel rakipleri farklı şekillerde devre dışı bırakması sebebiyle seçimlerin demokratik meşruiyeti sorunlu bir hal almıştır. Aralık 2023’teki seçimle birlikte Sisi’nin üçüncü dönemi başlamıştır ve 2030 yılına kadar görevde kalması beklenmektedir. Son seçimde de Sisi’nin rakibi sol görüşlü siyasetçi Ahmed Tantavi önce baskılarla yarıştan çekilmeye zorlanarak sonra da tutuklanarak daha önceki muhaliflerin kaderini yaşamıştır. 

 

Geçen 10 yılda Sisi yönetimi seçimlerdeki rakiplerine yönelik baskıyı toplumun farklı katmanlarına doğru genişleterek daha önce askeri darbeye destek veren bazı isimler ve grupların da içinde olduğu çeşitli muhalif unsurlara; gazeteciler, avukatlar gibi farklı meslek gruplarına ve sivil toplum örgütlerine yönelik birçok hak ihlali gerçekleştirmiştir. Rejimin otoritesini korumasında ve farklı dönemlerde karşılaştığı sokak gösterilerini bastırmasında başlıca ortağı ordu olmuştur. Geçmişten bu yana farklı sektörlerde üretim yapan onlarca fabrikaya sahip olan ve bu anlamda devletten birçok imtiyaz alan Mısır ordusu, ülkenin ekonomik gücünün oldukça büyük bir kısmını elinde tutmaktadır. 

 

Cumhurbaşkanının kontrol ve istikrarı sağladığı sürece nihai yetkiye sahip olduğu, istikrarın bozulduğu dönemlerde ordunun yönetime müdahale ederek kendi kurallarını dayattığı yönetim denklemi Sisi döneminde de devam etmiş, ordu ekonomik nüfuzunu daha da genişletmiştir. Ayrıca Sisi, ordudaki kapsamlı deneyimleri sayesinde ordu içinde güç merkezlerinin oluşumunu önlemek ve kişisel hırsları dizginlemek için adımlar atarak kurum içinde istikrarı sağlamış; muhalif unsurlara karşı koltuğunu korumada ve tarihin en büyük ekonomik krizlerinden birinde attığı adımlarda ordunun desteğini arkasına almıştır.

 

Ekonomik Kriz

 

Mısır, yaklaşık 106 milyonluk nüfusu ile en kalabalık Arap ülkesidir. Geçen 10 yılda Sisi’nin başarısız ekonomi politikaları ülkenin dış borçlarını hızla artırırken ülke içinde de özellikle alt ve orta sınıf milyonlarca vatandaşın yoksullaşmasına sebep olmuştur. Yoksulluk oranı yüzde 30’un üzerine çıkmıştır. Hükümet verilerine göre, Mısır’ın resmî para birimi cüneyh 2016 yılından bu yana yüzde 462 değer kaybederek dolar karşısında 48 birimden işlem görmektedir. Haziran 2024’te hükümet sübvansiyonlu ekmeğin fiyatını yüzde 300 artırmış ve gıda fiyatlarındaki enflasyon oranı geçen yıl yüzde 72 oranında gerçekleşmiştir. Ekonomik kriz ve maaşların yetersizliği sebebiyle ülkedeki tıp doktorlarının yüzde 62’sinin kamu görevlerinden istifa ettiği ve büyük bir kısmının da Körfez ülkeleri, Avrupa ve İngiltere’ye gittiği bilinmektedir. Yurt dışındaki Mısırlıların sayısı 2013’te 6 milyonun biraz üzerinde iken 2021’de bu sayı yaklaşık olarak iki katına çıkmıştır.¹

 

Sisi’nin iktidarı döneminde Mısır’ın dış borcu üç katından fazla artarak 165 milyar dolara çıkmış ve Şubat 2024’te Merkez Bankası döviz rezervini 34 milyar dolar olarak açıklamıştır. Mısır’ın yaşadığı döviz krizine karşı Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi küresel ortaklar 57 milyar doları aşan yardım paketi imzalamıştır. Fakat ülkeye aktarılan kaynakların büyük bir kısmı Sisi’nin “Mısır 2030 Vizyonu” olarak bilinen ekonomik hedefler kapsamındaki mega projelerde kullanılmaktadır. Süveyş Kanalı’nın genişletilmesi ve Kahire’deki yoğunluğu hafifletmeyi amaçlayan 58 milyar dolarlık yeni idari başkentin yapılması bu büyük projelerin başında gelmektedir. Sisi yönetimi, krizin sorumlusunun koronavirüs salgını, Rusya-Ukrayna savaşı ve son olarak Mısır’ın doğu sınırındaki Gazze Savaşı olduğunu söyleyerek politikalarının arkasında dursa da kaynakları doğru kullanmadığı yönünde eleştirilmektedir. 

 

Sina’daki Terör Faaliyetleri

 

Sisi yönetimi ekonomik krizin yanı sıra büyük bir güvenlik kriziyle de muhatap olmaktadır. 2013 yılının sonlarından bu yana DAEŞ’le bağlantılı güçler Sina bölgesinde birçok terör eylemi gerçekleştirmiştir. Sisi 2022 yılında örgütün etkisiz hale getirildiğini duyursa da örgüt mensupları ve Mısır ordusu arasındaki çatışmalarda bölge sakinleri de sık sık hedef olmaktadır. Mısır hükümeti sivil ölümlerini açıklamadığı için hayatını kaybeden sivillerin sayısı bilinmemektedir. Fakat 2014-2018 arasında 12 bin Sina sakininin tutuklandığı tahmin edilmekte, aynı dönemde Sina halkının beşte birinin bölgeden zorla tahliye edildiği bilinmektedir. 2014 yılından bu yana olağanüstü hâl ve sokağa çıkma yasakları uygulanan Sina’da halk, güvenlik tehdidinin yanı sıra bizzat devlet şiddetini ve baskısını yaşamaktadır. İnsan Hakları İzleme Örgütü de Mısır’ı Kuzey Sina’daki kabilelere karşı kitlesel yerinden etme ve yargısız infazlar gibi savaş suçları işlemekle suçlamıştır.² Mısır ordusu ayrıca militanları eylemlerden sorumlu tutmak yerine onlara af çıkarmakla suçlanmaktadır. 2017’de Sina’da 300’den fazla sivilin hayatını kaybettiği saldırının arkasındaki üst düzey isimlerden biri, Sisi hükümeti tarafından yapılan bir anlaşma kapsamında 2021 yılında serbest bırakılmıştır.

 

Sisi hükümeti, ayrıca ülkedeki barışçıl muhalefetin eylemlerini de “terör” kapsamında değerlendirmektedir. Bu bağlamda Müslüman Kardeşler’i ve 6 Nisan Hareketi’ni terörist gruplar olarak kabul etmektedir. Hükümetin terör listesindeki isimlerin büyük kısmı muhalefetin bir parçası durumundadır.

 

İnsan Hakkı İhlalleri

 

Darbenin ilk günlerinden bu yana Sisi, Mursi’nin de içinde olduğu Müslüman Kardeşler üyelerini ve destekçilerini hedef almıştır. Darbenin karşısında duran binlerce sivil sokaklarda öldürülmüş, tutuklanmış, işkenceye maruz kalmıştır. 14 Ağustos 2013’te bir günde 1000’den fazla kişinin öldürüldüğü “Rabia Katliamı” yakın dönemin en büyük katliamlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Hükümetin baskısı ilerleyen yıllarda laik ve sol görüşlü muhalefete, sivil topluma ve medyaya doğru genişletilmiştir. 

 

Sisi yönetimi tarafından yalanlansa da Mısır hapishanelerinde halen 60 binin üzerinde siyasi tutuklunun bulunduğu bilinmektedir. Bu kişiler yargılama süreçlerinde birçok haktan mahrum bırakılmakta, askeri mahkemelerde yargılanmakta ve tedaviye ulaşmaları engellenerek hapishane koşulları işkencenin bir boyutu olarak kullanılmaktadır. Öyle ki, devrik lider Muhammed Mursi 2019 yılında tedavisinin engellenmesinin bir sonucu olarak mahkeme salonunda hayatını kaybetmiştir. Ayrıca hapishanelerde dayak, elektro şok, cinsel şiddet gibi işkencenin farklı boyutlarının sistematik bir şekilde uygulandığı bilinmektedir. Mısır İnsan Hakları Cephesi’ne (EFHR) göre, 2014-2023 yılları arasında 4.000’in üzerinde idam kararı alınmış, bunların 500’e yakını infaz edilmiştir. Fakat son yıllarda bildirilen infaz sayılarının düşük olması, hükümetin idamlar konusunda doğru bilgi vermediği düşüncesini gündeme getirmektedir.³

 

Dış Politika

 

Sisi, 2013’teki darbeden bu yana Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından mali açıdan yoğun bir şekilde desteklenmektedir. 2016 yılında Kızıldeniz’deki Tiran ve Sanafir adalarının Suudi Arabistan’a bırakılması, Sisi yönetiminin en tartışmalı kararlarından biri olmuş ve protesto edilmiştir. Katar, darbenin ilk yıllarında Müslüman Kardeşler’i desteklemiş ve 2017 yılında Mısır ve Körfez ülkeleri tarafından ambargoya maruz kalmıştır. 2021 yılında bölgedeki siyasi normalleşmenin bir parçası olarak Doha ve Kahire ilişkileri olumlu anlamda yeni bir döneme girmiştir. 

 

Darbeden sonra Ankara’nın Mursi’ye destek vererek hak ihlallerini sert bir dille reddetmesi Mısır-Türkiye ilişkilerini 10 yıllık süreçte en alt düzeye indirmiştir. Fakat Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının paylaşımı, bölgedeki çatışmaların artmasıyla güvenlik kaygılarının yükselmesi gibi sebepler iki ülke arasındaki diyaloğu canlandırmış ve Şubat 2024’te Recep Tayyip Erdoğan Mısır’ı ziyaret etmiştir.

 

ABD ve AB ülkeleri, Sisi yönetiminin oldukça kötü durumdaki insan hakları karnesine yönelik bazı eleştiriler getirse de anti-demokratik eylemlere karşı yeterince tepki göstermemişler; aksine milyon dolarlık yardım paketleriyle hükümete destek vermişlerdir. Özellikle Sisi’yi “favori diktatörüm” olarak tanımlayan Trump’ın gelecek seçimlerde ABD Başkanı olması durumunda desteğin artacağı söylenebilir. Batı ülkelerinin Mısır’a desteğinde iki unsur ön plana çıkmaktadır: Avrupa kıyılarına göçmen akışını önlemek ve İsrail’in güvenliğini sağlamak.⁴ Mısır, 7 Ekim sonrasında İsrail ve Filistin arasında arabuluculuk rolünü sürdürmektedir. Fakat İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarına ve Mısır’ın kontrolündeki Refah Sınır Kapısı’nı ele geçirmesine rağmen İsrail’in ekonomik ve siyasi müttefiki olmaya devam etmektedir.

 

Mısır’ı Ne Bekliyor?

 

Sisi yönetimi dış politikada her ne kadar Türkiye ve Katar gibi bazı ülkelerle diplomatik bağlarını geliştirerek manevra kabiliyetini artırmaya çabalasa da önünde ciddi sınavlar vardır. Özellikle Etiyopya’nın Rönesans Barajı’nda Nil Nehri sularını tutmasıyla ilgili müzakerelerden net bir sonuç alınamamış olması, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının akıbetinin belirsizliği ve mülteci akını tehdidi, Sina’daki istikrarsızlığın sürmesi ve Gazze’deki olayların burayı olumsuz etkilemesi başlıca gündem maddeleri olarak görünmektedir.

 

Diğer taraftan mevcut ekonomik düzende ülkenin serveti ordunun ve birkaç ismin elinde toplanmakta, halk büyük yatırım maliyetlerinin altında ezilerek hızla yoksullaşmaktadır. Mevcut krizin yol açtığı ekonomik hasarın giderilmesi ise uzun yıllara yayılacaktır. Bölgesel gerginlikler ve ekonomik krizin yarattığı huzursuz ortamda Sisi hükümetinin elindeki en büyük araç, ordunun desteğini arkasına alan baskı mekanizmalarıdır. Medyanın tamamen hükümet kontrolünde olduğu, muhalif unsurlara hareket alanı tanınmadığı ve toplumun hızla fakirleştiği denklemde örgütlü bir muhalefet olsa da olmasa da toplumsal patlamanın yaşanması kaçınılmaz görünmektedir. Özellikle dışarıdan gelen maddi kaynakların kesilmesi durumunda toplum daha da savunmasız hale gelecektir. Özetle; kısa vadede Mısır’da ordu ve Sisi hükümeti işbirliğinde mevcut konjonktürün devam edeceği beklenmektedir. Fakat uzun vadede siyasi ve ekonomik baskının yol açtığı toplumsal huzursuzluk ülkede kitlesel eylemlerin gerçekleşmesi potansiyelini beslemektedir.

 

__

¹Hossam el-Hamalawy, “Why Egypt’s ‘New Republic’ is increasingly vulnerable to implosion”, Middle East Eye, Haziran 2024, https://www.middleeasteye.net/opinion/egypts-new-republic-stands-brink-collapse 

²“Egypt: Serious Abuses, War Crimes in North Sinai”, Human Rights Watch (HRW), Mayıs 2019, https://www.hrw.org/news/2019/05/28/egypt-serious-abuses-war-crimes-north-sinai 

³“Decrease in the Implementation of the Death Penalty or Increase in Restrictions on Access to Information?: Monitoring Report on the Status of the Death Penalty in Egypt during the Year 2023”, Egyptian Front for Human Rights (EFHR), Şubat 2024, https://egyptianfront.org/2024/02/decrease-in-the-implementation-of-the-death-penalty-or-increase-in-restrictions-on-access-to-information-monitoring-report-on-the-status-of-the-death-penalty-in-egypt-during-the-year-2023/ 

Ahmed Abdeen, “Egypt’s dark decade was built upon Sisi’s dangerous bargain”, Middle East Eye, Temmuz 2024, https://www.middleeasteye.net/opinion/egypt-dark-decade-built-sisi-dangerous-bargain 

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.